20 Kasım 2008 Perşembe

Mahalle Kahvesi - 1. Bölüm


MAHALLE KAHVESİ - 1. Bölüm, Asıl Metin

Kardeşim Hüseyin Avni'ye

"Mahalle kahvesi!" Osmanlılar bilir ne demek?

Tasavvur etme sakın "Görmedim nedir?" diyecek.

Dilenci şekline girmiş bu "sinsi cânîler,

Bu, gündüzün bile yol vermeyen, harâmîler

Adımda bir, dikilir, azminin, gelir, önüne...

Zavallı yolcunun artık kıyar bütün gününe!

Evet, dilenci sanır seyr eden kıyâfetini;

Fakat bir onluğa âgûş açan sefâletini,

Görüp de rikkate şâyân, biraz sokulsa, hemen

Vurur şikârını tâ kalbinin samîminden.

Mahalle kahvesi hâlâ niçin kapanmamalı?

Kapansın elverir artık bu perde pek kanlı!

Hayır, bu perde, bu Şark'ın bakılmıyan yarası;

Bu, çehresindeki levsiyle yurda yüz karası

Hayâtımızda gediktir "gedikli" nâmıyle,

Açık durur koca bir kavmin ihtimâmıyle!

Sakın firengiye benzetmeyin fecâ'atini:

Bu karha milletin emmekte rûh-i gayretini.

Mahalle kahvesi Şark'ın harîm-i kâtilidir

Tamam o eski batakhâneler mukâbilidir:

Zavallı ümmet-i merhûme ölmeden gömülür;

Söner bu hufrede idrâki, sonra kendi ölür...

Muhît-i levsine dolmuş ki öyle manzaralar:

Girince nûr-i nazar simsiyâh olur da çıkar!

Yatar zemîn-i sefilinde en kesîf eşbâh,

Yüzer havâ-yı sakîlinde en habîs ervâh.

Dehân-ı lâ'nete benzer yarıklarıyle tavan,

Kusar içinde neler varsa hâtırâtından!

O hâtırâtı sakın sanmayın: meâlîdir;

Bütün rezâil-i târîhimizle mâlîdir.

Neden mefâhir-i eslâfa kahr edip, yalınız,

Mülevvesâtına mâzîmizin sarılmadayız?

Kış uykusunda mı geçmişti ömrü ecdâdın?

Hayır, o nesl-i necîbin, o şanlı evlâdın

Damarlarında şehâmet yüzerdi kan yerine;

Yüreklerinde ölüm şevki vardı can yerine.

Fakat biz onlara âid ne varsa elde, yazık,

Birer birer yıkarak kahvehâneler yaptık!

Bütün heyâkil-i san'at yetiştiren Şark'ın,

Zemîn-i feyzi nasıl şûre-zâra döndü bakın!

Ne hastahânesi kalmış zavallı eslâfin,

Ne bir imâreti, bitmiş elinde ahlâfın.

Kanalların izi yok köprüler harâb olmuş;

Sebillerin başı boş, çeşmeler serâb olmuş!

O kahraman babalardan doğan bu nesl-i cebîn

Ne gîrûdâr-ı maîşet bilir, ne kedd-i yemîn.

Azâb içinde kalır sa'yi görse rü'yâda.

Niçin yorulmalı zâten "ölümlü dünyâ "da?

Vücud emânet-i Hak doğru, hem de cennetlik.

Bu kahveler gibi Cennet de müslimîne gedik!

"Hayât-ı âile" isminde bir ma'îşet var;

Sa'âdet ancak odur... dense hangimiz anlar ?

Hayât-ı âile dünyâda en safâlı hayat,

Fakat o âlemi bizler tanır mıyız? Heyhât!

Sabahleyin dolaşıp bir kazanca hizmetle;

Evinde akşam otursan kemâl-i izzetle;

Karın, çocukların, annen, baban, kimin varsa,

Dolaşsalar; seni kat kat bu hâleler sarsa,

Sarây-ı cenneti yurdunda görsen olmaz mı?

İçinde his taşıyan kalb için bu zevk az mı?

Karın nedîme-i rûhun; çocukların rûhun

Anan, baban birer âgûş-i ilticâ-yı masûn.

Sıkıldın öyle mi! Lâkin, biraz alışsan eğer

Fezâ kadar sana vâsi' gelir bu dar çember.

Ne var şu kahvede bilmem ki sığmıyorsun eve?

Gelin de bir bakalım... Buyrun işte bir kahve:



****

Mahalle Kahvesi - 1. Bölüm, Güncel Türkçe
Kardeşim Hüseyin Avni'ye..

"Mahalle kahvesi!" Osmanlılar bilir ne demek?
Hayal etme sakın "Görmedim nedir?" diyecek.
Dilenci şekline girmiş bu "sinsi caniler,
Bu, gündüzün bile yol vermeyen, haramiler
Adımda bir, dikilir, azminin, gelir, önüne...
Zavallı yolcunun artık kıyar bütün gününe!
Evet, dilenci sanır gören kıyafetini,
Fakat bir onluğa avuç açan sefaletini,
Görüp de acımaya değer, biraz sokulsa, hemen
Vurur ta kalbinin içinden.
Mahalle kahvesi halâ niçin kapanmamalı?
Kapansın elverir artık bu perde pek kanlı!
Hayır, bu perde, bu Doğu'nun bakılmıyan yarası;
Bu, yüzündeki kiriyle, yurda yüz karası
Hayatımızda boşluktu, "gedikli" ünüyle,
Açık durur koca bir halkın gayretiyle!
Sakın firengiye benzetmeyin etkilerini:
Bu yara milletin emmekte bütün gizil[1] çabasını.
Mahalle kahvesi Doğu'nun öldürüldüğü yerdir
Tamam o eski batakhanelerin dengidir:
Zavallı ümmet ölmeden gömülür;
Söner bu gömülüşte algısı, sonra kendi ölür...
Bu pis yere dolmuş ki öyle manzaralar:
Girince ışıklı bakışlar simsiyah olur da çıkar!
Yatar, düşkün zemininde, en pis nesneler,
Yüzer boğucu havasında, en kötü ruhlar.
Lanetli ağza benzer, yarıklarıyla tavan,
Kusar içinde ne varsa anılarından!
O anıları sakın sanmayın: özetidir;
Geçmişteki ayıplarımızla doludur.
Neden iyi yanını görmezden gelip, yalnız,
kötü yanına geçmişin sarılmadayız?
Kış uykusunda mı geçmişti ömrü atanın?
Hayır, o soylu kuşağın, o büyük evladın
Damarlarında yiğitlik yüzerdi kan yerine;
Yüreklerinde ölüm arzusu vardı can yerine.
Fakat biz onlara ait ne varsa elde, yazık,
Birer birer yıkarak, kahvehaneler yaptık!
Büyük sanatçılar yetiştiren Doğu'nun,
Bereketli toprağı nasıl çorak'a döndü bakın!
Ne hastahanesi kalmış zavallı öncekilerin,
Ne bir imareti, bitmiş sonradan gelenlerin,.
Kanalların izi yok köprüler harab olmuş;
Sebiller[2]'in başı boş, çeşmeler hayal olmuş!
O yiğit babalardan doğal, bu korkak yeniler,
Ne yaşam kavgası bilir, ne el emeği.
Acı içinde kalır çalışmayı görse rüyada.
Niçin yorulma zaten "ölümlü dünya"da?
Beden Allah'ın emaneti doğru, hem de cennetlik.
Bu kahveler gibi cennet de müslümana gedik!

"Aile hayatı" isminde bir düzen var;
Mutluluk ancak odur... dense hangimiz anlar?
Aile hayatı dünyada en neşeli hayat,
Fakat o alemi bizler tanır mıyız? Yazık!
Sabahları dolaşıp bir kazanca hizmetle,
Evinde akşam otursan en büyük mutlulukla;
Karın, çocukların, annen, baban, kimin varsa,
Dolaşsalar; seni kat kat bu ışıklı çevre sarsa,
Cennet sarayını yurdunda görsen olmaz mı?
İçinde duygu taşıyan kalp için bu zevk az mı?
Karın, ruhunun eşi, çocukların ruhun
Anan, baban birer sevgi kucağında korunan,
Sıkıldın öyle mi? Ne ki biraz alışsan eğer
Gök kadar sana geniş gelir bu dar çember.
Ne var şu kahvee bilmem ki sığmuyorsun eve?
Gelin de bir bakalım.. Buyrun işte bir kahve:


[1] "ruh-i gayreti" kelimesinin karşılı olarak, ruhundaki çaba, yani şahsın potansiyel, gizil, özünde saklı olan çabası olarak düşündüm. Çeviri hatalı ise lütfen bildirin!
[2] Sebil kelimesini, tek bir kelime ile değil, ancak bir kelime grubu ile çevirmek mümkün olduğundan ve bu şiirin biçemine olumsuz etki edeceğinden, olduğu gibi bıraktım. Şirin anlamı için bakınız :

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder