Tarihin en karanlık dönemi, insan haklarının çiğnendiği dönemlerdir. Kuran, kişi hak ve özgürlüklerini birinci sıraya koyarken insanlığa yeniden soluk aldırmış; akan gözyaşlarını, çekilen ahları dindirmiştir
DEMOKRATİK toplumun hukuk I sistemi, kişilerin hak ve özgürlüğünü garanti altına almaktadır. Haklara dokunmak, özgürlükleri engellemek demokratik toplumun hukuk anlayışında suçtur.
Kuran bu hak ve özgürlükleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nden asırlar önce gündeme getirmiştir. Kuran biraz daha öne giderek, hak ve özgürlükleri çok daha geniş bir yelpazede ele almıştır.
Demokratik toplum hukukunun teminat altına aldığı haklar şunlardır: Allah hakkı (Bakara, 87; Enam, 151; İsra, 23); ana-baba hakkı, (İsra, 23-24); çocuk hakkı (Nisa, 9; Enam, 151); hayat hakkı (Maide, 32; Enam, 151; Furkan, 68); yetim hakkı (Nisa, 2, 6,10; Enam, 152); tüketici hakkı (Enam, 152; İsra, 35); komşu hakkı (Nisa, 36); arkadaş hakkı (Nisa, 36); öğrenim hakkı (Bakara, 31); mülkiyet hakkı (Nisa, 29; Bakara, 188); emeğin hakkı (Nahl, 71; Necm, 39); akraba hakkı (İsra, 26; Bakara, 177); fakirin hakkı (Zariyat, 19; Mearic, 24-25); örgütlenme hakkı (Maide, 2); toplumun hakkı (Enam, 151); devletin korunma hakkı (Nisa, 59) ve bunların ötesinde "kadın hakları" denen bir dizi haklar (Nisa, 127; Nahl, 57-59; Zuhruf, 17-18).
Demokratik toplumun erkek ve kadınları, kendi haklarının ne olduğunu bilir ve bu bilinci hayata geçirirler. Bu haklar, karşı cinslerin birbirleriyle zıtlaşmasını değil, tam tersine kaynaşmasını getirecektir. Yukarıda yazdığımız hakların tümünü demokratik toplumun eğitim sistemi öğretecek, beyin ve gönüllere kazıyacak; hukuk sistemi de bunları koruyacak, ihmal edilmelerini önleyecektir. Hakların çiğnendiği bir toplum demokratik olamadığı gibi intihar eden sürü halindeki bir topluluktur.
Yüce Allah'ın insanlara öğrettiği ve kaynaklık ettiği bu haklarla insanlığın, toplumların zaman zaman bağları kopmuş, böylece helak olmaktan kurtulamamışlardır. Anne karnındaki çocuk için göbek bağı ne denli önemli ise, insanların ve toplumların haklarla olan bağı da o denli önemlidir. İnsanlığın en karanlık dönemi, tarihinin en kara sayfaları insan haklarının çiğnendiği, bir tarafa atıldığı, kadın haklarının tanınmadığı çağlar olmuştur.
Erkek egemen hukuk, hatta hukuk diyemeyeceğimiz töreler kadın haklarını ezip geçerken, gözyaşları sel olmuş, ahlar arş-ı âlâya çıkmıştır. Sel olan gözyaşları insanlığın asaletini alıp götürmüş, erdemlerini silmiş ve böylece İslam güneşinin doğmasını hazırlamıştır. İşte, Kuran bu hakları öğretirken, kadın haklarını merkeze alırken, insanlığa yeniden bir soluk aldırmış; akan yaşları, çekilen ahları dindirmiştir. Fakat Müslümanlar, Kuran'ın haklar sistemini öğrenip hayata geçirmediği için, yaşlar akmaya, ahlar çıkmaya devam etmektedir.
Allah; Enam Suresi'nde ana-baba, çocuk, toplum, hayat, yetim, tüketici, insan ve hukuk haklarını saydıktan sonra 153. ayette "İşte bu benim yolumdur" diyor. 151. ayetin sonunda "aklı", 152. ayetin sonunda "düşünceyi", 153. ayetin sonunda da "takvayı" gündeme getirmektedir.
Hakların anıldığı yerde anılması gereken diğer bir konu da "özgürlükler"dir. Aslında "özgür olmak" da bir haktır. Özgür olmayan insan için haklar hiçbir şey ifade etmemektedir. Onun için Kuran, "aklını kullanıp özgürce düşünmeyi" birinci sıraya koymaktadır. İkinci sıraya düşündüğünü özgürce ifade etmeyi, üçüncü sıraya inanç özgürlüğünü, dördüncü sıraya da inandığını özgürce ifade etmeyi koymaktadır.
Demokratik toplum dediğimiz erdemli toplumun siyasetçileri, yöneticileri, eğitim ve hukuk sistemleri bu özgürlükleri korumayı görev edinmelidir. Çünkü eğitimin, öğretimin, kısaca bilginin olmadığı yerde özgürlükler anarşiye dönüşür. Kuran bir özgürlükler kitabı, Hz. Peygamber de bir özgürlükler peygamberidir.
Demokratik toplumun hukuk sistemi, özgürlüklerin bekçisi durumundadır. Siyaseti de bu doğrultuda yürümek zorundadır. Özgürlükleri korumayan, özgürlüklerden beslenmeyen siyaset ve hukuk, demokratik toplum ve devleti kuramaz ve devam ettiremez.
14 Aralık 2012 Cuma, Kuran bu hak ve özgürlükleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nden asırlar önce gündeme getirmiştir. Kuran biraz daha öne giderek, hak ve özgürlükleri çok daha geniş bir yelpazede ele almıştır.
Demokratik toplum hukukunun teminat altına aldığı haklar şunlardır: Allah hakkı (Bakara, 87; Enam, 151; İsra, 23); ana-baba hakkı, (İsra, 23-24); çocuk hakkı (Nisa, 9; Enam, 151); hayat hakkı (Maide, 32; Enam, 151; Furkan, 68); yetim hakkı (Nisa, 2, 6,10; Enam, 152); tüketici hakkı (Enam, 152; İsra, 35); komşu hakkı (Nisa, 36); arkadaş hakkı (Nisa, 36); öğrenim hakkı (Bakara, 31); mülkiyet hakkı (Nisa, 29; Bakara, 188); emeğin hakkı (Nahl, 71; Necm, 39); akraba hakkı (İsra, 26; Bakara, 177); fakirin hakkı (Zariyat, 19; Mearic, 24-25); örgütlenme hakkı (Maide, 2); toplumun hakkı (Enam, 151); devletin korunma hakkı (Nisa, 59) ve bunların ötesinde "kadın hakları" denen bir dizi haklar (Nisa, 127; Nahl, 57-59; Zuhruf, 17-18).
Demokratik toplumun erkek ve kadınları, kendi haklarının ne olduğunu bilir ve bu bilinci hayata geçirirler. Bu haklar, karşı cinslerin birbirleriyle zıtlaşmasını değil, tam tersine kaynaşmasını getirecektir. Yukarıda yazdığımız hakların tümünü demokratik toplumun eğitim sistemi öğretecek, beyin ve gönüllere kazıyacak; hukuk sistemi de bunları koruyacak, ihmal edilmelerini önleyecektir. Hakların çiğnendiği bir toplum demokratik olamadığı gibi intihar eden sürü halindeki bir topluluktur.
Yüce Allah'ın insanlara öğrettiği ve kaynaklık ettiği bu haklarla insanlığın, toplumların zaman zaman bağları kopmuş, böylece helak olmaktan kurtulamamışlardır. Anne karnındaki çocuk için göbek bağı ne denli önemli ise, insanların ve toplumların haklarla olan bağı da o denli önemlidir. İnsanlığın en karanlık dönemi, tarihinin en kara sayfaları insan haklarının çiğnendiği, bir tarafa atıldığı, kadın haklarının tanınmadığı çağlar olmuştur.
Erkek egemen hukuk, hatta hukuk diyemeyeceğimiz töreler kadın haklarını ezip geçerken, gözyaşları sel olmuş, ahlar arş-ı âlâya çıkmıştır. Sel olan gözyaşları insanlığın asaletini alıp götürmüş, erdemlerini silmiş ve böylece İslam güneşinin doğmasını hazırlamıştır. İşte, Kuran bu hakları öğretirken, kadın haklarını merkeze alırken, insanlığa yeniden bir soluk aldırmış; akan yaşları, çekilen ahları dindirmiştir. Fakat Müslümanlar, Kuran'ın haklar sistemini öğrenip hayata geçirmediği için, yaşlar akmaya, ahlar çıkmaya devam etmektedir.
Allah; Enam Suresi'nde ana-baba, çocuk, toplum, hayat, yetim, tüketici, insan ve hukuk haklarını saydıktan sonra 153. ayette "İşte bu benim yolumdur" diyor. 151. ayetin sonunda "aklı", 152. ayetin sonunda "düşünceyi", 153. ayetin sonunda da "takvayı" gündeme getirmektedir.
Hakların anıldığı yerde anılması gereken diğer bir konu da "özgürlükler"dir. Aslında "özgür olmak" da bir haktır. Özgür olmayan insan için haklar hiçbir şey ifade etmemektedir. Onun için Kuran, "aklını kullanıp özgürce düşünmeyi" birinci sıraya koymaktadır. İkinci sıraya düşündüğünü özgürce ifade etmeyi, üçüncü sıraya inanç özgürlüğünü, dördüncü sıraya da inandığını özgürce ifade etmeyi koymaktadır.
Demokratik toplum dediğimiz erdemli toplumun siyasetçileri, yöneticileri, eğitim ve hukuk sistemleri bu özgürlükleri korumayı görev edinmelidir. Çünkü eğitimin, öğretimin, kısaca bilginin olmadığı yerde özgürlükler anarşiye dönüşür. Kuran bir özgürlükler kitabı, Hz. Peygamber de bir özgürlükler peygamberidir.
Demokratik toplumun hukuk sistemi, özgürlüklerin bekçisi durumundadır. Siyaseti de bu doğrultuda yürümek zorundadır. Özgürlükleri korumayan, özgürlüklerden beslenmeyen siyaset ve hukuk, demokratik toplum ve devleti kuramaz ve devam ettiremez.
Bayraktar Bayraklı
Kaynak : http://www.haberturk.com/yazarlar/prof-dr-bayraktar-bayrakli/803291-kuran-hak-ve-ozgurluk-kitabidir