14 Kasım 2011 Pazartesi

Mesele, Hz. Yusuf gibi olabilmek


Zaman gazetesi yazarı Hamdullah Öztürk, bugünkü köşesinde "Mesele, Hz. Yusuf gibi olabilmek" başlıklı bir yazıya yer verdi. Yazısında Hz. Yusuf'un hayat hikayesinden çıkarılması gereken derslere değinen Öztürk, "Yusuf olabilmek oyun kurmaktan, senaryo yazmaktan değil, Cenab-ı Hakk'a kendini tercih ettirecek kadar has kul olabilmekten geçiyor. Ve hadiseler -Mısır'a sultan olmak ne ki- insanlar Hz. Yusuf gibi olabilsinler diye arkası arkasına geliyor. Mesele de, ister sarayda olalım, ister zindanda ve isterse kardeş eliyle itildiğimiz kuyunun dibinde, nerede bulunursak bulunalım Hz. Yusuf gibi davranabilmektir zaten." ifadeleriyle, yüce Allah'ı razı etmenin başarının da temel şartı olduğunu kaydediyor.


İslam ve Hayat
Zaman gazetesi yazarı Hamdullah Öztürk, bugünkü köşesinde "Mesele, Hz. Yusuf gibi olabilmek" başlıklı bir yazıya yer verdi. Yazısında Hz. Yusuf'un hayat hikayesinden çıkarılması gereken derslere değinen Öztürk, "Yusuf olabilmek oyun kurmaktan, senaryo yazmaktan değil, Cenab-ı Hakk'a kendini tercih ettirecek kadar has kul olabilmekten geçiyor. Ve hadiseler -Mısır'a sultan olmak ne ki- insanlar Hz. Yusuf gibi olabilsinler diye arkası arkasına geliyor. Mesele de, ister sarayda olalım, ister zindanda ve isterse kardeş eliyle itildiğimiz kuyunun dibinde, nerede bulunursak bulunalım Hz. Yusuf gibi davranabilmektir zaten." ifadeleriyle, yüce Allah'ı razı etmenin başarının da temel şartı olduğunu kaydediyor.
Öztürk'ün dile getirdiği bu Kur'ani perspektife, bugün en çok da bu yazının yer aldığı Zaman gazetesi çevresinin ihtiyacı olduğunu söylemek gerekir. İslami ölçü ve ilkeleri konjonktür öyle gerektirdiğinde rahatlıkla esnetebilen, daha da ötesi yıkıp geçebilen pragmatist bir anlayışla hareket eden bu çevrenin, "Mesele Hz. Yusuf gibi olabilmek" perspektifi üzerinde ciddiyetle durması gerekir.
Tabii ki bu yazıdan bizlerin de çıkaracağımız önemli dersler var. Öztürk, kıssanın her çağa akseden mesajlarını gerçekten güzel özetlemiş. 
İşte Hamdullah Öztürk'ün yazısı:
Mesele, Hz. Yusuf gibi olabilmek
Hamdullah Öztürk / Zaman
Ankara kulislerinde referandum sonrası konuşulanlar, dost meclisleri ve dosttan da, kardeşten de öte ilişkilerin seyri... Kısacası hayat, insana ne muhteşem dersler veriyor! Hadiseler zaman şeridi üzerine öyle bir diziliyor ki, "Zaman en büyük müfessirdir." hakikati, işte o zaman bir parça da olsa anlaşılıyor.
Hele bir de Kur'an "mehcûr" değilse.. yani hiç olmazsa günde bir cüz'ünü düşünüp-taşınarak okuyabiliyorsak, hadiselerin Kur'an ayetlerini tefsiri, Kur'an'ın da hadiseler üzerinden insana telkini karşısında, ancak, "Şehadet ederim ki, bu kitap Allah'ın (cc) kelamıdır." ikrarı, insanın heyecanlarını teskin edebiliyor.
Kur'an'ın nurlarıyla kafalarımızı aydınlatan, hayatı, Kur'anî mantık ve muhakeme usulüne göre kavrayarak, şekillendirmenin yollarını öğreten üstatlarımızdan Allah razı olsun. "et-Tefsîru'l-Vâqı'î"yi, yani hayat ile kitabı birlikte okuyabilmenin pratiğini ve usullerini öğrettiler. O bilgiler bizlere gösterdi ki, gerçekten müminlerin işi çok hayret verici imiş. Musibet dediğimiz şeyler de, bizler için, tıpkı nimetler gibi birer rahmet eseriymiş aslında...
İsterseniz, insani ilişkilerin oluşturduğu girdaplar tarafından yutuluyormuş gibi olduğunuz bir zamanda Yusuf Sûresi'ni okuyun. Sonra sorun kendinize: Hangisini tercih edersin? Hz. Yusuf gibi olmayı mı? Allah'ın takdirine razı olmayıp, sanki takdiri hilelerle değiştireceğini zanneden diğer kardeşler gibi olmayı mı?
Hz. Yusuf gibi olmak sabır istiyor. Ah etmemek, ah edip de âhından ağyarı âgâh etmemek istiyor. Köz düşse yüreğine, o közü kin, intikam, haset, enâniyet, mukâbele-i bi'l misil gibi beşeri duyguları dağlayarak tedavide kullanabilmek istiyor. Bir gün bütün imkânlar ele geçse, kardeşini kuyuya atanlar da bütün imkânlarını yitirmiş olarak gelip, acz içinde diz çökse, hiçbir şey olmamış gibi kerim olup, kerimce davranabilmek istiyor.
Kalbe düşen korları, kendi kendisini pişirmekte kullanabilenler başarıyor bunu da... "Yalnız Sana ibadet ederim ve yalnız Senden yardım isterim." sözünü günde kırk defa söyleyenler, sözlerinde sadık olsunlar diye Allah hadiselerle terbiye ediyor. Bizleri yalandan arındırmak ve ağzından çıkanı kulağı duymayan gafiller olmaktan kurtarmak için düşünmeye, ders almaya zorluyor. Çünkü biz ibadetlerimizde ve işlerimizde ihlâslı olamasak bile teneffüs ettiğimiz havaya kadar her şeyi zaten o veriyor. Başkasının eliyle gelenleri de gerçekte O veriyor. Mesele, kulluğu yalnızca O'na yapabilmekte!
Hz. Yusuf'u kuyuya atanların eline ne geçiyor ki? Sonunda bin pişman bir vaziyette "Yemin olsun ki, Allah seni bizlere tercih etti." diyerek secdeye kapanmak zorunda kalmıyorlar mı?
Allah'ın (cc), Hz. Yusuf'u seçtiğini o gün mü öğrendiler? Hayır.
Kuyuya attıkları gün bunu çok iyi biliyorlardı aslında. Mesele bilmemek değil, razı olamamaktan kaynaklanıyordu. Razı olamadılar da ne oldu? Maksatlarına ulaşabildiler mi?
Hayır.
Sadece bir hakikati çok iyi öğrendiler: Allah'ın (cc) tercihi karşında secdeye kapanmaktan başka kulun elinden gelebilecek bir şey yoktur.
Hangi zamanda ve hangi hadisede olursa olsun, Yakup'lara gözyaşı döktürenler, ciğerini dağlayanlar, elindeki emaneti zayi ettirecek işlere kalkışanlar beyhude uğraştıklarını yaşayarak öğrenecekler. Yusuf olabilmek oyun kurmaktan, senaryo yazmaktan değil, Cenab-ı Hakk'a kendini tercih ettirecek kadar has kul olabilmekten geçiyor. Ve hadiseler -Mısır'a sultan olmak ne ki- insanlar Hz. Yusuf gibi olabilsinler diye arkası arkasına geliyor. Mesele de, ister sarayda olalım, ister zindanda ve isterse kardeş eliyle itildiğimiz kuyunun dibinde, nerede bulunursak bulunalım Hz. Yusuf gibi davranabilmektir zaten...


            Kaynak :  http://islamvehayat.com/4571_Mesele,-Hz--Yusuf-gibi-olabilmek.html

4 Kasım 2011 Cuma

Alimlerin Dilinden Kibir Felaketi

(Kibir, hakka razı olmamak, hakkı kabul etmemek ve insanları küçük görmektir.) [Müslim]

(En kötü kimse, katı kalbli ve kibirli olandır.) [İ. Ahmed]

(Kibirden sakın! Kibir şeytanı, hazret-i Âdem’e doğru secdeden alıkoydu.) [İ. Asakir]

(Büyüklenip, kibirli yürüyen kimse, ölünce Allah’ı gazaplı bulur.) [Buhari]

(Cehennemlikler katı kalbli, cimri ve kibirli kimselerdir.) [Buhari]

(Kibrinden dolayı ağzını eğip bükerek konuşan ateştedir.) [Taberani]

(Tevazu edip, fakirlerle beraber ol ki, Allah indinde kıymetin artıp kibirden de kurtulasın.) [Ebu Nuaym]

(Eski elbiseli fakir de, kibirli olabilir.) [İ. Ahmed]

(Allahü teala, [özellikle] kibirli fakire buğzeder.) [Taberani]

(Lâ ilâhe illallah kelimesini şeksiz, kibirsiz ve zulüm yapmadan söyleyeni Allahü teala Cehennem ateşinden korur.) [Hâkim]

(Güzelliğin âfeti kibirlenmektir.) [Harâitî] (Her güzelliği kibir yok eder.)

27 Eylül 2011 Salı

Ufuk Açan Metinler Dizisi # 8

"Ben Allah'ın bana ömrümün bir kısmını komünist olarak geçirtmiş olmasından dolayı hep hamd ederim. Ben sosyalist görüşlerimi hiçbir zaman terk etmedim, Allah bana belki de bu sebepten hidayet nasip etti. Yani ben Türkiye'de doğmuş ve üzerinde doğduğu toprakları, birlikte yaşadığı insanları anlamak ve sevmekle fikrî bir zenginliğe sahip olmayı kabul ettiğim için Allah beni mükâfatlandırdı ve bana ihtida nasip etti." 
İsmet ÖZEL