20 Ekim 2012 Cumartesi

Şeriat - Niyazı-i Mısri

Serây‐i din esâsıdır şerîat
Tarîk‐i Hak hedâsıdır şerîat

Budur evvel kapu dergâh‐ı Hakk’a
Ki yolun ibtidâsıdır şerîat

Dahi bununla hatm olur bu yollar
Bu râhın intihâsıdır şerîat

Sırat‐ı müstakîm’e davet eden
Münâdîler nidâsıdır şerîat.

Şeriat enbiyânın sünnetidir,
Kamûnun ihtidâsıdır şerîat.

Hüdâ’nın leyle‐i Mi’râc içinde,
Habîbine atâsıdır şerîat.

Yirmiüç yıla dek Cebrâîlin
Ana vahy‐i Hüdâ’sıdır şerîat.

Cihânda çoktur envâ‐i ulûmun
Kamûsunun hümasıdır şerîat

Bu nefs‐i kâfiri katletmek için
Hakk’ın hükm‐i kazâsıdır şerîat.

Cihâd‐ı ekber eden ehl‐i diller,
Kulûbunun safâsıdır şerîat.

Tarîkat kârbânının önünce,
Delil‐ü muktedâsıdır şerîat.

Hakîkat gerçi Sultanlıktır ammâ,
Önünde anın livâsıdır şerîat.

Şerîattan velî yâd olmaz asla,
Velînin âşinâsıdır şerîat.

Şerîatle durur arz‐u semâvat
Bu bünyânın binâsıdır şerîat.

Ne bilsün şer’i pâki ehl‐i ilhad
Ol a’dânın a’dâsıdır şerîat.

Hemen anlar da aklınca sanır kim
Nizam için olasıdır şerîat.

Sakın cânâ sakın anlara uyup
Deme sen de n’olasıdır şerîat.

Şerîatsız hakîkat oldu ilhad
Hakîkat nûr ziyâsıdır şerîat.

Ziyâ olmaz ise nûru da yok bil
Hakîkatla kıyasıdır şerîat.

Cihâna bir velî hiç gelmez illâ,
Elinde anın âsâsıdır şerîat.

Dahî başında tâcı, şâl‐u kisve
Hem eğninde abâsıdır şerîat.

Hakîkat cânıdır ancak velînin,
Canından mâadasıdır şerîat.

Çıkıcak can beden öldüğü gibi
Çıkıcak sır kalasıdır şerîat.

Karâr etmez beden olmayıcak can
Hakîkatın bekâsıdır şerîat.

Hakîkat dilber‐i ra’nâ gibidir
Anın zerrîn libâsıdır şerîat.

Sakın soyma anı na‐mahrem içre
Yüzün suyu hayâsıdır şerîat.

Hakîkat arş‐ı âlâdır muhakkak
O arşın üstüvâsıdır şerîat.

Cem‐i Enbiyâ vü Evliyânın
Niyâzî rehnümâsıdır şerîat.


Din sarayının temelidir şerîat
Hakk yolunu hediyesidir şerîat

Hakk dergâhına birinci kapı budur
Yolun başlangıcıdır şerîat

Bu yollar bununla son bulur
Bu yolun sonudur şerîat

Doğru yola davet eden
Çağıranların nidâsıdır şerîat.

Şeriat nebilerin sünnetidir,
Hepsinin hidayetidir şerîat.

Hüdâ’nın Mi’râc gecesin içinde,
Habîbine ihsanıdır şerîat.

Yirmiüç yıla yakın Cebrâîlin
Ona Hüdâ vahyidir şerîat.

Cihânda çoktur ilmin sınıfları
Hepsinin saadetidir şerîat

Bu kâfir nefsi öldürmek için
Hakk’ın hükm‐ü kazâsıdır şerîat.

Büyük cihâd eden gönül ehilleri,
Kalplerin safâsıdır şerîat.

Tarîkat kervanının önünce,
Uyulacak delililidir şerîat.

Hakîkat gerçi Sultanlıktır ammâ,
Onun önünde sancağıdır şerîat.

Şerîattan velî ayrı olmaz asla,
Velînin âşinâsıdır şerîat.

Şerîatle durur yer ve gökler
Bu esas binâsıdır şerîat.

Temiz İslamı ne bilisin dinsizler
Ol düşmanın düşmanı şerîat.

Hemen onlar da aklınca sanır kim
Düzen için gereklidir şerîat.

Ey sevgili! Sakın sakın anlara uyup
Sen de gereksizdir deme şerîat.

Şerîatsız hakîkat oldu dinsizlik
Hakîkat nûrun ışığıdır şerîat.

Işık olmaz ise nuru da yok bil
Hakîkatla kıyasıdır şerîat.

Bir velî cihâna hiç gelmez ancak,
Elinde onun âsâsıdır şerîat.

Dahî başında tâc, şâl ve kisve
Hem omuzunda abâsıdır şerîat.

Hakîkat cânıdır ancak velînin,
Canından daha ilerisidir şerîat.

Beden öldüğü gibi çıkıcak can
Çıkıcak sırrın kalesidir şerîat.

Beden olmayacak can Karâr etmez
Hakîkatin bekâsıdır şerîat.

Hakîkat güzel sevgili gibidir
Onun altından elbisesidir şerîat.

Mahrem olmayan içinde sakın soyma onu 
Yüzün suyu ve hayâsıdır şerîat.

Muhakkak Hakîkat arş‐ı âlâdır
O arşın direkleridir şerîat.

Bütün nebilerin ve Evliyânın
Niyâzî kılavuzu şerîat.

Vezin: Mefâ’îlün Me’fâîlün Fe’ûlün

Bu şiir tercümesi, İsmail Hakkı  Altuntaş'ın  Niyâzî‐i Mısrî kaddese’llâhü sırrahu’l azîz  Divân‐ı İlahiyyat ve Açıklaması isimli kitabından iktibas edilmiştir.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder