| Serây‐i din esâsıdır şerîat Tarîk‐i Hak hedâsıdır şerîat Budur evvel kapu dergâh‐ı Hakk’a Ki yolun ibtidâsıdır şerîat Dahi bununla hatm olur bu yollar Bu râhın intihâsıdır şerîat Sırat‐ı müstakîm’e davet eden Münâdîler nidâsıdır şerîat. Şeriat enbiyânın sünnetidir, Kamûnun ihtidâsıdır şerîat. Hüdâ’nın leyle‐i Mi’râc içinde, Habîbine atâsıdır şerîat. Yirmiüç yıla dek Cebrâîlin Ana vahy‐i Hüdâ’sıdır şerîat. Cihânda çoktur envâ‐i ulûmun Kamûsunun hümasıdır şerîat Bu nefs‐i kâfiri katletmek için Hakk’ın hükm‐i kazâsıdır şerîat. Cihâd‐ı ekber eden ehl‐i diller, Kulûbunun safâsıdır şerîat. Tarîkat kârbânının önünce, Delil‐ü muktedâsıdır şerîat. Hakîkat gerçi Sultanlıktır ammâ, Önünde anın livâsıdır şerîat. Şerîattan velî yâd olmaz asla, Velînin âşinâsıdır şerîat. Şerîatle durur arz‐u semâvat Bu bünyânın binâsıdır şerîat. Ne bilsün şer’i pâki ehl‐i ilhad Ol a’dânın a’dâsıdır şerîat. Hemen anlar da aklınca sanır kim Nizam için olasıdır şerîat. Sakın cânâ sakın anlara uyup Deme sen de n’olasıdır şerîat. Şerîatsız hakîkat oldu ilhad Hakîkat nûr ziyâsıdır şerîat. Ziyâ olmaz ise nûru da yok bil Hakîkatla kıyasıdır şerîat. Cihâna bir velî hiç gelmez illâ, Elinde anın âsâsıdır şerîat. Dahî başında tâcı, şâl‐u kisve Hem eğninde abâsıdır şerîat. Hakîkat cânıdır ancak velînin, Canından mâadasıdır şerîat. Çıkıcak can beden öldüğü gibi Çıkıcak sır kalasıdır şerîat. Karâr etmez beden olmayıcak can Hakîkatın bekâsıdır şerîat. Hakîkat dilber‐i ra’nâ gibidir Anın zerrîn libâsıdır şerîat. Sakın soyma anı na‐mahrem içre Yüzün suyu hayâsıdır şerîat. Hakîkat arş‐ı âlâdır muhakkak O arşın üstüvâsıdır şerîat. Cem‐i Enbiyâ vü Evliyânın Niyâzî rehnümâsıdır şerîat. | Din sarayının temelidir şerîat Hakk yolunu hediyesidir şerîat Hakk dergâhına birinci kapı budur Yolun başlangıcıdır şerîat Bu yollar bununla son bulur Bu yolun sonudur şerîat Doğru yola davet eden Çağıranların nidâsıdır şerîat. Şeriat nebilerin sünnetidir, Hepsinin hidayetidir şerîat. Hüdâ’nın Mi’râc gecesin içinde, Habîbine ihsanıdır şerîat. Yirmiüç yıla yakın Cebrâîlin Ona Hüdâ vahyidir şerîat. Cihânda çoktur ilmin sınıfları Hepsinin saadetidir şerîat Bu kâfir nefsi öldürmek için Hakk’ın hükm‐ü kazâsıdır şerîat. Büyük cihâd eden gönül ehilleri, Kalplerin safâsıdır şerîat. Tarîkat kervanının önünce, Uyulacak delililidir şerîat. Hakîkat gerçi Sultanlıktır ammâ, Onun önünde sancağıdır şerîat. Şerîattan velî ayrı olmaz asla, Velînin âşinâsıdır şerîat. Şerîatle durur yer ve gökler Bu esas binâsıdır şerîat. Temiz İslamı ne bilisin dinsizler Ol düşmanın düşmanı şerîat. Hemen onlar da aklınca sanır kim Düzen için gereklidir şerîat. Ey sevgili! Sakın sakın anlara uyup Sen de gereksizdir deme şerîat. Şerîatsız hakîkat oldu dinsizlik Hakîkat nûrun ışığıdır şerîat. Işık olmaz ise nuru da yok bil Hakîkatla kıyasıdır şerîat. Bir velî cihâna hiç gelmez ancak, Elinde onun âsâsıdır şerîat. Dahî başında tâc, şâl ve kisve Hem omuzunda abâsıdır şerîat. Hakîkat cânıdır ancak velînin, Canından daha ilerisidir şerîat. Beden öldüğü gibi çıkıcak can Çıkıcak sırrın kalesidir şerîat. Beden olmayacak can Karâr etmez Hakîkatin bekâsıdır şerîat. Hakîkat güzel sevgili gibidir Onun altından elbisesidir şerîat. Mahrem olmayan içinde sakın soyma onu Yüzün suyu ve hayâsıdır şerîat. Muhakkak Hakîkat arş‐ı âlâdır O arşın direkleridir şerîat. Bütün nebilerin ve Evliyânın Niyâzî kılavuzu şerîat. |
Vezin: Mefâ’îlün Me’fâîlün Fe’ûlün
Bu şiir tercümesi, İsmail Hakkı Altuntaş'ın Niyâzî‐i Mısrî kaddese’llâhü sırrahu’l azîz Divân‐ı İlahiyyat ve Açıklaması isimli kitabından iktibas edilmiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder