Yanındaki komşusunun aç olduğunu bilerek kendi karnını doyuran benimle alakası yoktur, diyor. Ama bu yemek bozulacak, şunu filancaya verin ziyan olmasın, yook! böyle şey değil bu, için titrerken, kendine de daha lazımken - anlatamıyor muyum acaba, canım burada bu var, bu da var ne olacak bunlar, şimdi buzdolabı var bozulmaz ama,
bozulur bozulur, bozukluğunun farkında
değilsindir. İçinde lazım gelen kuvvetler birer birer ölür. Ölür o. Su içip farkına varmıyor musun? Suyu içtiğin vakitte su lezzeti var mı?Soğuk soğuk içiyorsun Su lezzeti? Kudret bilir! Su lezzeti var mı? Nenen, öğlen ayrı pişirir, sabah ayrı pişirir, akşam ayrı pişirir. Şimdi sen bir haftalık pişir, hammalın yemeği. Yemeğin hammalı! Hammal! Sabahleyin ayrı pişirir, öğlen ayrı. O zevk alır. Haa, ömrüm böyle mi tükenecek? Kuvve-i hidaiyesinin lazım gelen kısmının 4te 3'ü ölür, ölür! Bazı şeyler için faydası var, ama dolaba koy, gine akşamın yemeğini ayrıtten pişir ha! Bir hafta durmasın içerde. sonr abaşlar bütün iç hastalıklarında bir takım şeyler başlamaya. Deden öyle zevk ile yaşardı ki sen onu belki beğenmezsin ama öyle zevk ile yaşardı ki bak, çalışması bile, yemek üzerine bir çalışmaya misal, O mu çok çalışır, biz mi çok çalışırız? Ben bir haftalığını pişirir dururum, o her gün pişirir. He? Adi bu yani , adi bir misal! Yemek tencereden pişip şimdi yemek ile, ikinci sefer ısınmasında dahi kuvvetini kaybeder. İkinci günü bırak sen. pişti değil mi, öğlen yedin, akşamınkini ısıt, kuvveti yarıya inmiştir. Büyük kitap diyor ki, "kulû min tayyibâti mâ razeknâkum" ("Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin") (Bakara:57,172) yarattığımın fit vaziyetinde, bozulmaksızın, incikmesizin, anı geçmeksizin yiyeceksiniz diyor. Oraya kadar söylemiş, daha medeniyet onun farkında değil. Ben size yaratmış olduğum rızıkların anı dumanı bozulmaksızın diyor. Ama sen çürüğünü çarığını kokmuşunu alır yer de, kanaat sahibiyim ben, Hakk bana bunu aratmasın dersen, ona "ahmak" der. İftira! Allah kendisi diyor ki, "ben arattığımın en güzelini, dumanı üzerinde, böyle anı değişmeksizin yiyeceksin" diyor. O da öbür tarafta, bunun ikisinin ortasını bulamadım ki ben, gidiyor çürüğünü, çarığını, kokmuşunu ne o, "nimet" diyor "ben", diyor "kıymet vereyim de hiç olmazsa Hakk bana ecrini versin!" yok azizim, ne olur o ziyan olur mu? Ziyan olmaz o ,onu hal eder, eder, yine seninle getirir. Fabrika işliyor, kudretin fabrikası. Kafanı başına al. Nereye gidecek, hiçbir şey zayi olmaz. Bozulur, yine fabrikada yapar getirir verir senin önüne. Kudret bu, Allah! Daha Amerika'lılar yeni başlamışlar:"Tefekke hu min kabli taam" Hazreti Muhammed söyledi, "Yemişinizi yemekten önce yeyiniz" ben de tatbik edemiyorum. alışmış işte bir itiyat, illa yemek yenecek de sonra yemişyenecek. Niyet ediyorum ediyorum olmuyor. Kabahatli! Orda öyle başlamışlar. Yemişi önce yiyor, sonra yemeği yiyor. Öyle buyurmuş beşeriyetin Fahri ebedisi.Yemişinizi önce yiyiniz."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder